Teknolojiweb.Net Teknoloji Haberleri
Tarih:8/9/2009 | Kategori: Teknoloji
Teknoloji Haberleri
Günümüzün en yeni teknoloji haberlerini artık ilk siz öğreneceksiniz. En iyi markaların ürünleri ve haberleri, son teknoloji cep telefonları, fotoğraf makineleri, Lcd televizyonlar, monitörler, depolama ürünleri, bluray, güncel driverlar, teknoloji konularında öğrenciler hazırlanmış bölümler, dest konuları, testler ve eğitimden güncel haberler hepsi teknolojiweb.net ‘te
Günün 24 saati güncel konuları yakından takip ederek kaynak sitelerden alınan teknoloji haberlerini sizlere ulaştırmayı bir hobi olarak belirlemişler.. Sitenin bir güzelliğide üyelik derdi olmadan sizleri haber kaynaklarından yararlanmanız için üyeliğe zorlamamasıdır..
Sık kullanılanlara ekleyebileceğiniz bir site olarak www.teknolojiweb.net i sizlere tavsiye ediyoruz..
Bilgi için:
ADET KANAMASI ADET GÖRME YAŞI ADET BOZUKLUKLUKLARI MENOPOZ
Tarih:20/5/2009 | Kategori: SAGLIK_YASAM
ADET KANAMASI
“Adet kanamasının öncelikle mantığını ifade etmek istiyorum” diyen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezai Şahmay normalde adet kanamasının nasıl oluştuğu konusunda şu bilgileri verdi: “Adet kanamasının hedefi üremektir. Çünkü, her ay rahim içinde bir tabaka, endometrum dediğimiz tabaka, gebelik hazırlık yapar. Gebelik için beklenti işine girer. Çünkü gelen döllenmiş yumurtayı ilk günlerde barındıracak, büyütecek, geliştirecek ortamdır. Bu olmadığı takdirde de bu doku dökülür. Buna biz adet kanaması deriz. Eğer dökülmezse veya dökülmesinde problemler olursa, adet bozuklukları dediğimiz konu gündeme girer. Adet mekanizmasını da kabaca şöyle söylemek istiyorum. Bir kadın beyninden adet görür. Çünkü işi tetikleyen mekanizma, yukarıda beyinden, onun altında hipofiz bezinden, ondan sonra yumurtalıklardan ve rahimle birlikte bir koordine işbirliği halinde bu olay sürer gider. Bu bütün memelilerde her ay tekrarlayan bir olgudur. İnsanlardaki ortalama süreleri vermek lazım ki, bozukluk dediğimiz zaman nasıl tanımlayacağız. Bir kadının normal üç tane kompanentimiz var, adet kanamasının düzenini ifade etmek için. Bir, süresi... Bir adet kanamasının başlangıcından gelecek adet kanamasının başına kadar geçen süredir. Bu ortalama 28 gündür. 7 gün, eksisi veya artısı olabilir. Yani, bir kadının 21 günden, 35 güne kadar aralıklarla adet görmesi normal sınırlar içindedir. İkinci komponentimiz adet kanamasının süresidir. Bu süre de ortalama üç-beş gün kadardır. Bunun sınırı da 2 ile 8 gündür... Yani 2 günden az, 8 günden uzun görmek normalin dışına çıkar. Üçüncüsü de biraz değerlendirilmesi zor bir kavram. Miktar... Biz onu 25-50 ml olarak açıklıyoruz, bir adet boyunca kaybedilen kan miktarını. Fakat kadınlarda bunu ölçmeleri çok zor tabi. Pet kavramı kullanıyoruz. Günde kaç pet kirletiyorsunuz. Bu da bir subjektif kriter... Çünkü bazı kadın tamamen ıslanınca değiştirir, bazısı iki damla kirlendiği zaman değiştirir. Bu da tam bir kriter değil. Ama olağan, alıştığı ritminin dışına çıkan kanamaları kadının değerlendirmesi ve bize sunması daha kolay olduğu için onu bozukluk olarak nitelendirebiliyoruz.”
ADET GÖRME YAŞI
Türkiye’de adet görme yaşı ve adet bozukluklarıyla ilgili ilk belirtiler ergenlik döneminde ortaya çıkıp çıkamaması ile ilgili olarak Prof. Dr. Şahmay “adet görme yaşı dünya coğrafyasına baktığınız zaman iklimle ilgili bağlantılar gösterir, soğuk iklimlerde daha geç, sıcak iklimlerde daha erkendir” dedi ve ekledi “Ülkemiz için, öğrencilerde yaptığımız yaptığımız bir çalışma vardı. Bir tür anket verisine dayanan bir çalışmaydı. Ortalama 12.6 bulduk Türkiye’deki adet yaşını. Tabi, ilk adet görme üreme döneminin başlangıç noktası. İlk adet ergenlik dönemindeki önemli noktalardan bir tanesi. Ama biz bu döneme gelene kadar, 8-9 yaşından beri görmeye başlıyoruz. Hatta 8-9 yaşlarına gelen bir kız çocuğunda meme gelişmesi, boy uzaması, kıllanma bulgularının başlaması. Sonun da adet kanamasıyla ergenlik döneminin önemli bir noktası başlıyor. Ve ondan sonra da gene olgunluk dönemi belli bir düzeyde devam ediyor. Adet kanamasının başlamasında en önemli faktörlerden bir tanesi çalışmakta olan bazı mekanizmaların aktivite kazanması. Zaten hiçbir zaman atıl, uykuda hiçbir mekanizma vücutta. Özellikle hipotalamus dediğimiz beynin bir bölümünden salgılanan bir hormunu... Kadın erkek farkı orada başlıyor bir yerde. Hep erkeklerde tek düzedir bu salınım. Kız çocuklarında da ergenlik dönemine kadar tek düzedir. Bu, iniş çıkışlar kazanmaya başladığı zaman, hipofizde uyarılma başlıyor. Hipofizin uyarılması, yumurtalıkları uyarıyor. Ve adet siklusları başlıyor.”
ADET BOZUKLUKLUKLARI
Adet bozukluklarının görülme sıklığı ve adet bozukluklarına yol açan başlıca faktörlerle ilgili olarak “öncelikle bozukluk ikiye ayrılabilir” diyen Dr. Şahmay bu iki grubu şöyle açıkladı: “Kanamanın hiç olmaması bir bozukluktur. Olan bir kanamanın bozulması ikinci bir bozukluktur. Hiç olmamasını konuşmayalım, o ayrı bir konu. Ama olan kanamanın bozulması, yaklaşık yüzde 15-20 civarında. Yani her 8 kadının 1’inde gördüğümüz bir problem. En sık sorunlardan biri. Zaten jinekolojik üç tane önemli problem var. Kanama, ağrı ve akıntı. Bunlarında başında da kanama gelir. Kanama da tabi tam rakam vermek çok doğru olmaz her zaman. Kişiye göre değişir. Normal bir kanamayı düzensizlik ifade edebileceği gibi insanlar, anormal çok ciddi bir kanamayı da düzenli gibi kabul edebilir. İlk adet görmeden sonraki bir iki yıl çok önemli. Ve aileleri çok endişelendiren bir durum bu. Düzensizliklerin olduğu bir dönem. Bu kız çocuklarına müdahale etmemek gerekir bu dönemde. İlk sekiz ayda, bir yılda, hatta iki yılda. Bazılarına göre bu süre altı ay, altı yıl olabilir. Çünkü birbirini etkileyen mekanizmalar beyin ile yumurtalık arasındaki ilişkiler tam oturmamıştır. Tam oturmadığı için sizin müdahaleniz yersizdir. Bunu normal kabul etmek lazımdır. Çünkü bu dönemdeki kanamalar genellikle yumurtlamasız kanamalardır. Yumurtlama olmadan oluşan bu kanamalarda da olası düzensizlikler söz konusu. Nedir bu düzensizlikler; iki ayda bir görmek, 45 günde bir görmek, 1 ay 28 günde görmek. Biraz kanamanın fazla olması, bazen olması, bunlar normal. Ama dikkat edin, şu çok önemli. Aşırı kanamayı da normal kabul etmemek lazım. 8-9 günü geçen, bir kız çocuğunu halsiz düşüren, kansızlığa götüren, yatakta yatmasını gerektiren bir durum olduğunda müdahale edilmesi gereken bir durum, bunu da ayırmak lazım.”
MENOPOZ
Menopoz yaşı ile ilgili olarak ise Prof. Dr. Şahmay şu açıklamaları yaptı: “Menopoz, yumurtalıkların çalışmasının durması. Bu her yaşta olabilir. 16 yaşında da olabilir, 20 yaşında da olabilir. Ama biz 40 yaşından önce olmasına erken menopoz diyoruz. Erken menopoz tabiri de çok doğru değil. Terminoloji olarak menopoz dediğimiz zaman geriye dönüşümü mümkün olmayan bir kavramdan bahsediyorsunuz. O zaman kadını umutsuzluğa itebilirsiniz. O bakımdan bu kavramı çok dikkatli kullanmak lazım. Buna biz erken prematürel over yetmezliği diyoruz. Bir sinonim olarak da erken menopoz kullanılabilir ama bu çok ağır bir itham olabilir. Buna çok dikkat etmek lazım, hastayla konuşurken. Burada çok basit... Tabi telefonla veya e-maille cevaplamak çok zor. Sadece birkaç hormonun ölçümüyle bunu belirlemek mümkündür. Ama bir ölçüm de yetmez. Bunu birkaç ay tekrar ederek, aynı sonuçları bulursak, ancak o tanıyı koyabiliriz. Bu adet gecikmelerinin altında yatan veya buna eşlik eden belli problemler de varsa, ateş basması, terleme, sıkıntıl, sinirlilik vs. gibi sorunlar. Biraz daha dikkatli olması gerekir. Ve biz buna, aslında yumurtalığın yaşı dediğimiz, yumurtalığın kapasitesinin ölçümünü yaparız. Özellikle çocuk isteyen bu grupta bunu yapmak zorundayız. Çünkü boşuna mı efor sarfediyoruz, yoksa hakikaten bu kadında yumurta var da birşeyler yapabilir miyiz. Bu tür hastalarda çok basit, adetin ikinci veya üçüncü günü bir iki hormonun ölçümüyle veya ileri giderek belli testlerle bunu ortaya koymak mümkün. O zaman gerçeği söylemek daha doğru olur. Erken menopoz elbette olabilir. Biz de böyle bir hastada, hemen onu düşünerek, önce onu ekarte etmeye çalışıyoruz. Çünkü sosyal açıdan da önemli. Bu hasta çocuk istiyorsa, onu acele ettirmek zorundayız. Son şansını kullanıyorsun dikkat et, lütfen hemen tedavi olun, gibi uyarılarda bulunabiliriz. Veya korunma yöntemi olarak. Korunabilirsin, korunmassın gibi önerilerde bulunabiliriz. O bakımdan bu tanıyı koymak çok önemli.”
ADET BOZUKLUKLARININ ÇEŞİTLERİ
Adet bozukluklarının en sık görülen tipleri ile ilgili olarak kabaca bir kadının yaşam dönemini üçe ayırabiliriz diyen Prof. Dr. Şahmay bu konu ili ilgili şunları söyledi: “Bir ergenlik dönemi, iki reprodüktif (üreme) dönem dediğimiz en uzun dönem. 14-15 yaşından başlayıp, 45-50 yaşına kadar geçen dönem. Bir de menopoza geçiş dönemi. Kısa bir dönem, 5-10 senelik. Bu kanamaların en büyük görüldüğü dönem, reprodüktif dışında kalan dönem. Nedir bu? Adet kanamalarının yeni başladığı dönem, yani ergenlik dönemi ve sonlanacağı menopoza yakın dönem, adet kanamalarının son dönemleri. Bu ikisi yüzde 70’ini oluşturuyor, çok büyük. Halbuki kadın yaşamının en uzun dönemi bu üreme dönemi. Bu dönemdeki de yüzde 30 sadece. Neden başta ve sonda daha sık görülüyor. Şimdi her yaş grubunun kendine has nedenleri ağırlık kazanıyor. Bu ergenlik dönemindeki sebeplerin başında yumurtalık, beyin ve hipofiz arasındaki iletişimin tam oturmamasından, hatların tam tesis edilmemesinden kaynaklanıyor. Veya var da bu hatlar, iletim tam doğru değil, ondan kaynaklanıyor. Ve bunun sonucunda yumurtalama olmuyor. Yumurtlama olmadığı için de buna bağlı kanamalar bu dönemin ağırlığını teşkil edecek.”
http://www.ntvmsnbc.com.tr
Muhteşem sebze karnabahar!
Tarih:4/2/2009 | Kategori: Beslenme ve Diyet
Mutfakların vazgeçilmez kış sebzesi olan karnabaharın hemen hemen her derde deva olduğunu biliyor muydunuz?
Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu
Değerli okuyucu, bugün sizlere muhteşem bir kış sebzesi olan karnabahardan bahsetmek istiyorum. Karnabaharı kullanırken bir miktar karın bölgesinin çevresindeki 4-5 adet yaprağı da beraberinde pişirmenizde büyük fayda vardır. Yapraklarında bol miktarda kansere karşı önleyici olarak görülen beş tane koruyucu etkin madde mevcut. Bunlar sırasıyla alfa-tokoferol (E-vitamini), caffeic asit, kaempferol, phytic asit ve rutin.
Özellikle E-vitamini ve caffeic asit, yapraklarında daha zengindir. Karnabaharın yaprakları bununla da kalmayıp tam yedi tane kataraktı önleyici (anticataract) etkin madde içermektedir. Soğanda ve muzda da kataraktı önleyici altışar adet etkin madde mevcut. Biberiyede bulunan hispiduloside maddesi de kataraktı önleyici önemli aktif bir maddedir. Ayrıca karnabaharın yapraklarında bilinen dokuz tane tansiyon düşürücü (hypotensive) aktif madde bulunmaktadır. Bunlardan en önemli iki tanesi alpha-linolenic asit ve tryptophandır. Karnabaharı tansiyon düşürücü bir ilaç olarak düşünmemek gerekir. Burada vurgulamaya çalıştığım karnabaharın yapraklarının da ne kadar şifalı olduğunu ortaya koymak ve yapraklarının tümüyle atılmamasını önermektir. .
Suyunu atmayın
Karnabaharın diğer bir güçlü özelliği de yirmibir tane antioksidan madde içermesidir. Mutfakta, genel olarak karnabaharın hep karın bölgesi kullanılır ve yaprakları atılır. Halbuki kansere karşı koruyucu ve de antioksidan maddeler özellikle yapraklarında yoğunlaşmıştır. Bu nedenle size önerim karnabaharı kür olarak uygulamaya karar verdiğiniz taktirde bir miktar yapraklarını da kullanmanızdır. Haşladığınız karnabaharın suyunu atmayınız. Çok az su kullanarak hafif ateşte haşlarsanız (en fazla beş dakika), suyunu da servis yapabilirsiniz veya içebilirsiniz. Yapraklarını yemek zorunda değilsiniz, çünkü hemen hemen gerekli tüm etkin maddeler haşlama esnasında fazlasıyla suyuna geçmektedir.
Enfeksiyona karşı etkin
Karnabaharın haşlanması esnasında kendine özgü kokusu yayılır. Pişirilmiş kokusu, pek çok insana hoş gelmemektedir. Kendine özgü bu kokuyu veren, karnabaharda bulunan kükürtlü bileşiklerden kaynaklanmaktadır. Bunlardan bazıları dimethyl sülfid, allyl isothiocynate ve trimethylsülfid’dir. Çiğ olarak, tadına baktığınız zaman çok hafif buruk-acı bir tat algılanır. Bu da, içerdiği sinigrin maddesinden kaynaklanmaktadır.
Karnabahar enfeksiyonlara karşı etkin ve antibakteriyel özellikte birçok aktif madde içermektedir.
Özellikle kronikleşmiş idrar yolları enfeksiyonlarında bilinen en etkili sebzedir. Kronik idrar yolları enfeksiyonlarına karşı destekleyici karnabahar kürünün nasıl kullanılacağına dair uygulama şekli günün küründe verilmiştir. Kronik idrar yolları enfeksiyonuna karşı karnabahar kürü uygulanırken, bir miktar C-vitamini takviyesi yapmakta fayda vardır. Zaman zaman uygulanacak olan karnabahar kürü, özellikle kronik idrar yolları enfeksiyonu şikâyeti olanlar için mükemmel bir önleyici çözüm getirebilmektedir.
Koruyucu özelliği var
Karnabaharda çok az miktarda bulunan ferulik asit çok yönlü etkin bir maddedir. Bunlardan en önemlileri antibakteriyel (bakteri yok edici), kansere karşı koruyucu (anticancer) ve antialerjik ve de antiviral olmasıdır. Bu etkin madde çok az miktarda bulunmasına rağmen, karnabahardaki diğer bazı aktif maddeler ferulik asitin bu işlevini oldukça güçlü kılmaktadır. Ferulik asitin diğer bir özelliği de metal-chelator olmasıdır. Metal-chelator özellik, ağır metalleri kimyasal olarak kendisine bağlayarak vücudumuzdan uzaklaştırılması demektir. İçerdiği çok fonksiyonlu quercitrin maddesinden dolayı da karaciğer metabolizmasında oluşan toksinlerin vücudumuzdan kolayca atılmasını (antihepatotoxic) sağlar.
Karnabaharın içerdiği thiamin, Alzheimer hastalığına karşı koruyucu özelliği olan bir maddedir. Thiamin’nin, aynı zamanda, antimigraine (migrene karşı) özelliği de vardır.
Mide ülseri şikâyetinde
Karnabaharın içerdiği threonine ve quercitrin ülsere karşı etkin (antiulcer) bir madde olması nedeniyle özellikle bu konuda problemi olanların rahatlıkla tüketebileceği bir sebzedir. Mide ülseri şikâyeti olanların karnabahar kürünü uygulamalarını hararetle tavsiye ederim. Bu kürü uygularken tuz kullanmayınız ve kullanacağınız yağ, bitkisel sıvı yağ olmalıdır. Kullanılacak yağ için bir ölçü vermek gerekirse, porsiyon başına bir tatlı kaşığını geçmemelidir. Her şeye rağmen sıvı yağı ne kadar az kullanırsanız o kadar iyidir.
Kronik idrar yolları enfeksiyonlarına karşı
250- 300 gram karnabahar yaklaşık 750 ml kaynamakta olan suya ilave edilir. Ağzı kapalı olarak 5-6 dakika hafif ateşte haşlanır. Haşlanmış karnabaharın suyunun yarısı sabah, diğer yarısı da akşam (aç veya tok farketmez) içilir. Her gün taze olarak hazırlanır. Küre yedi gün devam edilir ve üç gün ara verilir. Üç gün aradan sonra tekrar yedi gün uygulanır ve tekrar üç gün ara verilir. Son olarak tekrar yedi gün uygulanır ve kür tamamlanmış olur. Karnabahar kürü toplam yirmibir günlük kürdür (üç günlük aralar hariç). Burada dikkat edilmesi gereken nokta karnabaharın taze olmasıdır. Pişmiş olan karnabaharı da öğle veya akşam yemeklerinizde salata olarak tüketebilirsiniz.
GÜNÜN KÜRÜ
Mide ülserine karşı tedavi edici kür
Haftada 3 kez bir porsiyon çok az suda az haşlanmış karnabahar yemeyi rahatsızlık ortadan kalkana kadar alışkanlık haline getirmek gerekir. Tencerede kalan suyu da tüketebilirsiniz. Bu kür uygulanırken çok az miktarda (porsiyon başına en fazla bir tatlı kaşığı) sıvı yağ kullanabilirsiniz.
Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.
kaynak http://saglik.milliyet.com.tr/
C vitamini için biraz maydanoz
Tarih:31/1/2009 | Kategori: SAGLIK_YASAM

Yaprakları A, C ve K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden zengin olan maydanozun bir tutamı günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor.
Amerikan Diyetetik Derneği’nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez, Akdeniz ülkesi bitkisi olan maydanozun bir provitamin A kaynağı olduğunu söyledi.
Maydanozun bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sistemi, adrenal ve tiroid bezlerinin fonksiyonları üzerinde etkili olduğunu belirten Dönmez, şu bilgileri verdi:
“Maydanozun yapraklarında uçucu yağlar, protein, klorofil ve glikozit, köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır. Yaprakları A, C ve K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden zengin olan maydanozun bir tutamı günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar” dedi.
Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarının kandaki alyuvar sayısını arttırarak böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım ettiğini bildiren Dönmez, “Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindirilmesinde etkilidir. İnce bağırsaktaki peristaltik hareketleri arttırır. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar, kanı temizler. Kansızlık, mesane iltihaplanması, kum, romatizma, böbrek taşı, tansiyon ve damar sertliğine karşı etkilidir” diye konuştu.
Maydanozun yapraklarının idrar söktürücü olarak da kullanıldığını belirten Dönmez, şöyle devam etti:
“Ayrıca, iltihaplı yaraların iyileşmesine yardım eder. Bazı çalışmalarda
adet sancılarının azaltılmasında da etkili olduğu görülmektedir. Kökleri de aynı özelliklere sahiptir. Maydanoz C, E vitamini, B grubu vitaminlerden folik asit, A vitamininin öncüsü karotenoidlerden çok zengindir. Bu nedenle karaciğer hastalıklarına, sarılığa, egzamalara, selülite, romatizmaya, gut hastalığına ve idrar yolları taşlarına karşı tavsiye edilir. Maydanoz, demir, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir.”
Dönmez, maydanozun taze ve iyi yıkanarak tüketilmesine dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.
Kaynak: http://internethaber.com/news_detail.php?id=177020
Köfteli Pilav Tarifi
Tarih:31/1/2009 | Kategori: Yemek ve Tatli Tarifleri
YEMEĞİN MALZEMELERİ
2 su bardağı pirinç
2-3 dal maydanoz
1 soğan
2 dilim bayat ekmek
Yarım su bardağı süt
3 su bardağı su
3 domates
200 gr kıyma
3 çorba kaşığı un
Tuz, karabiber
2 çay bardağı sıvı yağ
Kekik
2 çorba kaşığı margarin
YEMEĞİN YAPILIŞI
Pirinci yıkayıp, tuzlu sıcak suda yarım saat bekletin.
Maydanozu kıyın, soğanı soyup rendeleyin.
Ekmeği sütte yumuşatıp, ufalayın.
Domatesleri soyup, küp küp doğrayın.
Kıymayı bir kaba alıp soğan, ekmek içi, maydanoz, tuz, karabiber ve kekiği ilave ederek yoğurun.
Hazırladığınız köfte hamurundan küçük top köfteler hazırlayın.
Una bulayıp kızgın sıvı yağda kızartın.
Margarinle domatesleri kavurun.
Süzdüğünüz pirinci ekleyip kavurmaya devam edin.
Tuz ve suyunu ekleyin.
Kaynayınca kısıp, pirinçler suyunu çekinceye kadar pişirin.
10 dakika demlendirin, köfteleri ekleyip harmanlayın.
Kaynak: http://www.e-lezzet.net/kofteli-pilav-tarifi.html
Toplam 19 sayfa, 1. sayfadasınız.