ADET KANAMASI ADET GÖRME YAŞI ADET BOZUKLUKLUKLARI MENOPOZ

ADET KANAMASI
“Adet kanamasının öncelikle mantığını ifade etmek istiyorum” diyen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezai Şahmay normalde adet kanamasının nasıl oluştuğu konusunda şu bilgileri verdi: “Adet kanamasının hedefi üremektir. Çünkü, her ay rahim içinde bir tabaka, endometrum dediğimiz tabaka, gebelik hazırlık yapar. Gebelik için beklenti işine girer. Çünkü gelen döllenmiş yumurtayı ilk günlerde barındıracak, büyütecek, geliştirecek ortamdır. Bu olmadığı takdirde de bu doku dökülür. Buna biz adet kanaması deriz. Eğer dökülmezse veya dökülmesinde problemler olursa, adet bozuklukları dediğimiz konu gündeme girer. Adet mekanizmasını da kabaca şöyle söylemek istiyorum. Bir kadın beyninden adet görür. Çünkü işi tetikleyen mekanizma, yukarıda beyinden, onun altında hipofiz bezinden, ondan sonra yumurtalıklardan ve rahimle birlikte bir koordine işbirliği halinde bu olay sürer gider. Bu bütün memelilerde her ay tekrarlayan bir olgudur. İnsanlardaki ortalama süreleri vermek lazım ki, bozukluk dediğimiz zaman nasıl tanımlayacağız. Bir kadının normal üç tane kompanentimiz var, adet kanamasının düzenini ifade etmek için. Bir, süresi... Bir adet kanamasının başlangıcından gelecek adet kanamasının başına kadar geçen süredir. Bu ortalama 28 gündür. 7 gün, eksisi veya artısı olabilir. Yani, bir kadının 21 günden, 35 güne kadar aralıklarla adet görmesi normal sınırlar içindedir. İkinci komponentimiz adet kanamasının süresidir. Bu süre de ortalama üç-beş gün kadardır. Bunun sınırı da 2 ile 8 gündür... Yani 2 günden az, 8 günden uzun görmek normalin dışına çıkar. Üçüncüsü de biraz değerlendirilmesi zor bir kavram. Miktar... Biz onu 25-50 ml olarak açıklıyoruz, bir adet boyunca kaybedilen kan miktarını. Fakat kadınlarda bunu ölçmeleri çok zor tabi. Pet kavramı kullanıyoruz. Günde kaç pet kirletiyorsunuz. Bu da bir subjektif kriter... Çünkü bazı kadın tamamen ıslanınca değiştirir, bazısı iki damla kirlendiği zaman değiştirir. Bu da tam bir kriter değil. Ama olağan, alıştığı ritminin dışına çıkan kanamaları kadının değerlendirmesi ve bize sunması daha kolay olduğu için onu bozukluk olarak nitelendirebiliyoruz.”

ADET GÖRME YAŞI
Türkiye’de adet görme yaşı ve adet bozukluklarıyla ilgili ilk belirtiler ergenlik döneminde ortaya çıkıp çıkamaması ile ilgili olarak Prof. Dr. Şahmay “adet görme yaşı dünya coğrafyasına baktığınız zaman iklimle ilgili bağlantılar gösterir, soğuk iklimlerde daha geç, sıcak iklimlerde daha erkendir” dedi ve ekledi “Ülkemiz için, öğrencilerde yaptığımız yaptığımız bir çalışma vardı. Bir tür anket verisine dayanan bir çalışmaydı. Ortalama 12.6 bulduk Türkiye’deki adet yaşını. Tabi, ilk adet görme üreme döneminin başlangıç noktası. İlk adet ergenlik dönemindeki önemli noktalardan bir tanesi. Ama biz bu döneme gelene kadar, 8-9 yaşından beri görmeye başlıyoruz. Hatta 8-9 yaşlarına gelen bir kız çocuğunda meme gelişmesi, boy uzaması, kıllanma bulgularının başlaması. Sonun da adet kanamasıyla ergenlik döneminin önemli bir noktası başlıyor. Ve ondan sonra da gene olgunluk dönemi belli bir düzeyde devam ediyor. Adet kanamasının başlamasında en önemli faktörlerden bir tanesi çalışmakta olan bazı mekanizmaların aktivite kazanması. Zaten hiçbir zaman atıl, uykuda hiçbir mekanizma vücutta. Özellikle hipotalamus dediğimiz beynin bir bölümünden salgılanan bir hormunu... Kadın erkek farkı orada başlıyor bir yerde. Hep erkeklerde tek düzedir bu salınım. Kız çocuklarında da ergenlik dönemine kadar tek düzedir. Bu, iniş çıkışlar kazanmaya başladığı zaman, hipofizde uyarılma başlıyor. Hipofizin uyarılması, yumurtalıkları uyarıyor. Ve adet siklusları başlıyor.”

ADET BOZUKLUKLUKLARI
Adet bozukluklarının görülme sıklığı ve adet bozukluklarına yol açan başlıca faktörlerle ilgili olarak “öncelikle bozukluk ikiye ayrılabilir” diyen Dr. Şahmay bu iki grubu şöyle açıkladı: “Kanamanın hiç olmaması bir bozukluktur. Olan bir kanamanın bozulması ikinci bir bozukluktur. Hiç olmamasını konuşmayalım, o ayrı bir konu. Ama olan kanamanın bozulması, yaklaşık yüzde 15-20 civarında. Yani her 8 kadının 1’inde gördüğümüz bir problem. En sık sorunlardan biri. Zaten jinekolojik üç tane önemli problem var. Kanama, ağrı ve akıntı. Bunlarında başında da kanama gelir. Kanama da tabi tam rakam vermek çok doğru olmaz her zaman. Kişiye göre değişir. Normal bir kanamayı düzensizlik ifade edebileceği gibi insanlar, anormal çok ciddi bir kanamayı da düzenli gibi kabul edebilir. İlk adet görmeden sonraki bir iki yıl çok önemli. Ve aileleri çok endişelendiren bir durum bu. Düzensizliklerin olduğu bir dönem. Bu kız çocuklarına müdahale etmemek gerekir bu dönemde. İlk sekiz ayda, bir yılda, hatta iki yılda. Bazılarına göre bu süre altı ay, altı yıl olabilir. Çünkü birbirini etkileyen mekanizmalar beyin ile yumurtalık arasındaki ilişkiler tam oturmamıştır. Tam oturmadığı için sizin müdahaleniz yersizdir. Bunu normal kabul etmek lazımdır. Çünkü bu dönemdeki kanamalar genellikle yumurtlamasız kanamalardır. Yumurtlama olmadan oluşan bu kanamalarda da olası düzensizlikler söz konusu. Nedir bu düzensizlikler; iki ayda bir görmek, 45 günde bir görmek, 1 ay 28 günde görmek. Biraz kanamanın fazla olması, bazen olması, bunlar normal. Ama dikkat edin, şu çok önemli. Aşırı kanamayı da normal kabul etmemek lazım. 8-9 günü geçen, bir kız çocuğunu halsiz düşüren, kansızlığa götüren, yatakta yatmasını gerektiren bir durum olduğunda müdahale edilmesi gereken bir durum, bunu da ayırmak lazım.”

MENOPOZ
Menopoz yaşı ile ilgili olarak ise Prof. Dr. Şahmay şu açıklamaları yaptı: “Menopoz, yumurtalıkların çalışmasının durması. Bu her yaşta olabilir. 16 yaşında da olabilir, 20 yaşında da olabilir. Ama biz 40 yaşından önce olmasına erken menopoz diyoruz. Erken menopoz tabiri de çok doğru değil. Terminoloji olarak menopoz dediğimiz zaman geriye dönüşümü mümkün olmayan bir kavramdan bahsediyorsunuz. O zaman kadını umutsuzluğa itebilirsiniz. O bakımdan bu kavramı çok dikkatli kullanmak lazım. Buna biz erken prematürel over yetmezliği diyoruz. Bir sinonim olarak da erken menopoz kullanılabilir ama bu çok ağır bir itham olabilir. Buna çok dikkat etmek lazım, hastayla konuşurken. Burada çok basit... Tabi telefonla veya e-maille cevaplamak çok zor. Sadece birkaç hormonun ölçümüyle bunu belirlemek mümkündür. Ama bir ölçüm de yetmez. Bunu birkaç ay tekrar ederek, aynı sonuçları bulursak, ancak o tanıyı koyabiliriz. Bu adet gecikmelerinin altında yatan veya buna eşlik eden belli problemler de varsa, ateş basması, terleme, sıkıntıl, sinirlilik vs. gibi sorunlar. Biraz daha dikkatli olması gerekir. Ve biz buna, aslında yumurtalığın yaşı dediğimiz, yumurtalığın kapasitesinin ölçümünü yaparız. Özellikle çocuk isteyen bu grupta bunu yapmak zorundayız. Çünkü boşuna mı efor sarfediyoruz, yoksa hakikaten bu kadında yumurta var da birşeyler yapabilir miyiz. Bu tür hastalarda çok basit, adetin ikinci veya üçüncü günü bir iki hormonun ölçümüyle veya ileri giderek belli testlerle bunu ortaya koymak mümkün. O zaman gerçeği söylemek daha doğru olur. Erken menopoz elbette olabilir. Biz de böyle bir hastada, hemen onu düşünerek, önce onu ekarte etmeye çalışıyoruz. Çünkü sosyal açıdan da önemli. Bu hasta çocuk istiyorsa, onu acele ettirmek zorundayız. Son şansını kullanıyorsun dikkat et, lütfen hemen tedavi olun, gibi uyarılarda bulunabiliriz. Veya korunma yöntemi olarak. Korunabilirsin, korunmassın gibi önerilerde bulunabiliriz. O bakımdan bu tanıyı koymak çok önemli.”

ADET BOZUKLUKLARININ ÇEŞİTLERİ
Adet bozukluklarının en sık görülen tipleri ile ilgili olarak kabaca bir kadının yaşam dönemini üçe ayırabiliriz diyen Prof. Dr. Şahmay bu konu ili ilgili şunları söyledi: “Bir ergenlik dönemi, iki reprodüktif (üreme) dönem dediğimiz en uzun dönem. 14-15 yaşından başlayıp, 45-50 yaşına kadar geçen dönem. Bir de menopoza geçiş dönemi. Kısa bir dönem, 5-10 senelik. Bu kanamaların en büyük görüldüğü dönem, reprodüktif dışında kalan dönem. Nedir bu? Adet kanamalarının yeni başladığı dönem, yani ergenlik dönemi ve sonlanacağı menopoza yakın dönem, adet kanamalarının son dönemleri. Bu ikisi yüzde 70’ini oluşturuyor, çok büyük. Halbuki kadın yaşamının en uzun dönemi bu üreme dönemi. Bu dönemdeki de yüzde 30 sadece. Neden başta ve sonda daha sık görülüyor. Şimdi her yaş grubunun kendine has nedenleri ağırlık kazanıyor. Bu ergenlik dönemindeki sebeplerin başında yumurtalık, beyin ve hipofiz arasındaki iletişimin tam oturmamasından, hatların tam tesis edilmemesinden kaynaklanıyor. Veya var da bu hatlar, iletim tam doğru değil, ondan kaynaklanıyor. Ve bunun sonucunda yumurtalama olmuyor. Yumurtlama olmadığı için de buna bağlı kanamalar bu dönemin ağırlığını teşkil edecek.”

http://www.ntvmsnbc.com.tr

Yorum Yaz